Ahmet ÜNLÜ'nün yazısı şu şekilde;

7433 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'da yapılan düzenleme ile sözleşmeli personelin belirli bir sürenin sonunda memur kadrosuna geçmesi sağlanmıştır. Bu kanunda sözleşmeli personelin bütün talepleri karşılanmamış olsa da genel hatlarıyla çok büyük kazanımlar sağlandığını ve birçok sıkıntılı konunun çözüme kavuşturulduğunu ifade etmemiz gerekmektedir. Bu yazımızda sözleşmeli personeller için getirilen can güvenliği ve sağlık mazereti nedeniyle nakil hakkından bahsederek konuyu açıklamaya çalışacağız.

Sözleşmeli personel düzenlemesinde yer alan sağlık ve can güvenliği mazereti

657 sayılı Kanun'un 4/B maddesinde yapılan değişiklikle istihdam edilen sözleşmeli personelden aynı kurumda üç yıllık çalışma süresini tamamlayanlar bu sürenin bitiminden itibaren otuz gün içinde talepte bulunmaları halinde bulundukları yerde aynı unvanlı memur kadrolarına atanabileceklerdir.

657 sayılı Kanun'a göre sözleşmeli personelin üç yıl süreyle nakil yasağına can güvenliği ve sağlık sebeplerine ilişkin istisna getirilmiştir. Dolayısıyla sözleşmeli personelden kurum içi nakil imkanı olanlar can güvenliği ve sağlık sebepleri mazeretine dayalı olarak nakil hakkına sahip olacaklardır.

657 sayılı Kanun'un 4/B maddesine eklenen fıkrada; "Bu fıkranın diğer paragraflarındaki hükümler ile özel kanunlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kanuna tabi kamu idarelerinde Cumhurbaşkanı'nca belirlenecek pozisyon unvanlarında çalıştırılmak üzere işin geçici olması şartı aranmaksızın sözleşmeli personel istihdam edilebilir. Bu kapsamda istihdam edilen sözleşmeli personelden aynı kurumda üç yıllık çalışma süresini tamamlayanlar bu sürenin bitiminden itibaren otuz gün içinde talepte bulunmaları halinde bulundukları yerde aynı unvanlı memur kadrolarına atanır. Bulundukları pozisyon unvanı ile aynı unvanlı memur kadrosu bulunmayanların atanacağı kadrolar Cumhurbaşkanı'nca belirlenir. Bu personel can güvenliği ve sağlık sebepleri hariç olmak üzere üç yıl süreyle başka bir yere atanamaz. Memur kadrolarına atananlar, aynı yerde en az bir yıl daha görev yapar.." hükmüne yer verilmiştir.

Görüleceği üzere ilk defa kanun metnine sağlık ve can güvenliği mazereti nedeniyle nakil düzenlemesine yer verilmiştir. Sağlık ve can güvenliğinin neleri kapsayacağı kanun metninde açıkça belirlenmemiştir.

Sözleşmeli personelin sağlık mazereti neleri içerebilir?

657 sayılı Kanun'un 4/B maddesinde yapılan değişiklikle sağlık ve can güvenliği nedeniyle sözleşmeli personele nakil hakkı verilmesine rağmen bu tür mazeretlerin neleri kapsayacağı belirtilmemiştir. Bu konuyla ilgili olarak Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik'te Sağlık ve Can Güvenliği Mazeretine Bağlı Yer Değişikliği düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin kısmen de olsa yol gösterici olacağını düşünüyoruz.

Yönetmeliğin Sağlık Mazeretine Bağlı Yer Değişikliği başlıklı 13'üncü maddesinde; "Memurun sağlık mazeretine dayanarak yer değiştirme talebinde bulunabilmesi için; kendisi, eşi, annesi, babası, bakmakla yükümlü olduğu çocukları ve yargı kararı ile vasi tayin edildiği kardeşinin hastalığının görev yaptığı yerde tedavisinin mümkün olmadığı veya mevcut görev yerinin söz konusu kişilerin sağlık durumunu tehlikeye düşüreceğini eğitim ve araştırma hastanesi veya üniversite hastanesinden alınacak sağlık kurulu raporu ile belgelendirmesi gerekir.

Sağlık mazeretine dayalı olarak yapılacak yer değişikliğinde memur aynı hizmet bölgesi içinde başka bir hizmet alanına, bu şekilde mazeretin karşılanamaması halinde ise başka bir hizmet bölgesinde kurumca ihtiyaç duyulan ve mazeretinin karşılanabileceği bir hizmet alanına atanabilir" hükmüne yer verilmiştir.

Görüleceği üzere yönetmelikte sağlık mazereti çok kapsamlı olarak düzenlenmiştir. Bu çerçevede sözleşmeli personel için nasıl bir kapsam belirleneceğini şuan söylemek oldukça zordur. Ancak benzer bir düzenleme yapılmasının uygun olacağını düşünüyoruz.

Sözleşmeli personelin can güvenliği mazereti neleri içerebilir?

Sözleşmeli personelin can güvenliği nedeniyle nakil hakkının hangi hallerde verilebileceğinin ipuçlarına Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik'in 14'üncü maddesinde rastlıyoruz.

Buna göre; "Memurun can güvenliği mazeretine dayanarak yer değiştirme talebinde bulunabilmesi için; kendisinin, eşinin veya bakmakla yükümlü olduğu çocuklarından birinin bulunduğu yerde kalmasının can güvenliğini tehdit altında bırakacağının adli veya mülki idare makamlarından alınacak belgeyle belgelendirmesi gerekir. Can güvenliği mazeretine dayalı olarak yapılacak yer değişikliğinde memur; aynı hizmet bölgesi içindeki başka bir hizmet alanına, görev yaptığı hizmet bölgesinde ihtiyaç bulunmaması halinde ise diğer hizmet bölgelerine atanabilir.

8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hakkında adli makamlarca işyerinin değiştirilmesine ilişkin koruyucu tedbir kararı alınan memur, aynı hizmet bölgesi içindeki başka bir hizmet alanına, görev yaptığı hizmet bölgesinde ihtiyaç bulunmaması halinde ise diğer hizmet bölgelerine atanabilir." hükmüne yer verilmiştir.

O Başhekim Bir Daha Yöneticilik Yapamayacak O Başhekim Bir Daha Yöneticilik Yapamayacak

Bu hükme göre can güvenliği mazeretine dayalı olarak yer değiştirmeye tabi memurların nakil hakkının kapsamı belirlenmiştir. Sözleşmeli personelin can güvenliği ve sağlık mazeretine dayalı yer değişikliklerinin de bu düzenlemeler çerçevesinde yapılacağını ifade edebiliriz. Sonuç olarak sözleşmeli personelin sağlık ve can güvenliği mazeretine dayalı olarak nakil hakkının yapılacak düzenleme ile açıklığa kavuşturulacağını düşünüyoruz. Bu konunun kurumların takdirine bırakılmasının karmaşaya sebep olacağını söylemek abartı olmayacaktır.

Kanun değişikliğinde keşke eş durumu mazereti de düzenlenmiş olsaydı

Sözleşmeli personelin en büyük sıkıntı kaynağı eş durumu nedeniyle nakil hakkının olmamasıdır. Anayasa'da yer alan aileye çok büyük önem verildiğini görüyoruz. Ancak sözleşmeli personel düzenlemesinde kısıtlı da olsa eş durumu nakline yer verilmemesinin bir eksiklik olduğunu belirtmemiz gerekmektedir.

Bize intikal eden sorunların başında eş durumu nedeniyle nakil yapılamaması gelmektedir. Özellikle sözleşmeli öğretmenler için eş durumu naklinin çocukların eğitim alma hakkı ile öğretmenlerin aile birliği dengesi gözetilerek masaya yatırılmasının ve makul bir çözüm üretilmesinin uygun olacağını düşünüyoruz.