Merkez bünyesinde 1996'da kurulan ve 8 hekim, 42 hemşire ile 10 yardımcı sağlık personelinin görev yaptığı ünitede, "yaşamaz" denilen binlerce bebek özenle tedavi edilerek ailelerine kavuşturuldu.

Tıbbi imkanları sürekli geliştirilen, kuvöz kapasitesi 45'e çıkarılan ünite, Van'ın yanı sıra Bitlis, Muş, Iğdır, Hakkari, Ağrı ve Şırnak'tan sevk edilen bebeklere de hizmet veriyor.

Son 5 yılda yaklaşık 5 bin prematüre bebeğin hayata tutunduğu merkezde, tedavi sonrası bakımın daha uygun yapılabilmesi için annelere beslenmeden banyo yaptırmaya kadar birçok konuda eğitim verildi.

Kurulduğu günden bu yana ünitede görev yapan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Oğuz Tuncer ve sağlık çalışanları, "parmak bebek" olarak nitelendirilen minik yüreklerin yaşama tutunmaları için çaba gösteriyor.

Bursa'da Bilim İnsanları Kemik Hasarlarının Tedavisini Kolaylaştıracak Proje Geliştirdi Bursa'da Bilim İnsanları Kemik Hasarlarının Tedavisini Kolaylaştıracak Proje Geliştirdi

"Van'da binde 66 olan bebek ölüm oranı, binde 8 seviyesine indirdik"

Prof. Dr. Tuncer, Türkiye'de yenidoğan ünitelerinin 1992'de kurulduğunu, o dönemde prematüre bebek ölüm oranının binde 46 olduğunu söyledi.

Devletin ekonomik yönden büyümesinin vatandaşlara daha nitelikli sağlık hizmetlerinin verilmesini sağladığını belirten Tuncer, "Yenidoğanları yaşatabilmek için kullanılan kuvöz, ventilatör gibi cihazları alabilme şansına kavuştuk. Teknik eleman, malzeme ve bilgi birleşince bebek ölüm oranı Türkiye'de binde 10'un altına düştü. Van'da ise binde 66 olan bebek ölüm oranı, 1996'da kurduğumuz ünite sayesinde binde 8 seviyesine indirdik." diye konuştu.

Daha önce prematüre bebeklerin genellikle Erzurum ve Diyarbakır'a gönderildiğini, kış şartlarında bu durumun zor olduğunu belirten Tuncer, şöyle devam etti:

"Prematüre bebeklerin ebeveynleri çocuklarını evlerine götürüyordu. Ekserisi bu şekilde ölüyordu. 1996'da yenidoğan ünitemizi kurduğumuzda 1500 gram altı bebekler 'yaşamaz' olarak biliniyordu. Şu an bırakın 1500'ü, 400 gram ağırlığında bebekleri dahi büyütüyoruz. Doktor, hemşire, sağlık teknikeri, mühendis oluyorlar.
 600 gram olarak dünyaya gelen, tedavisiyle ilgilenip büyüttüğüm prematüre bebek daha sonra yanımda doktorluk yaptı. Yine bir doktor arkadaşımın 630 gramlık bebeğini büyüttük. Şu an tıp fakültesi beşinci sınıf öğrencisi. Bu şekilde tedavi edip büyüttüğümüz doktor, hemşire ve mühendislerimiz var. Zaman zaman ziyaretimize gelip elimizi öpüyorlar, halimizi hatırımızı soruyorlar. Bu bizi mutlu ediyor."

"Ebeveynler danışmanlık alırlarsa prematüre bebek doğumları azalır"

Yenidoğan bebekler konusunda toplumsal bilincin artırılması gerektiğini vurgulayan Tuncer, şunları kaydetti:

"37. hafta ve öncesinde doğan bebeklere prematüre adı veriliyor. Zamanı dolmadan dünyaya gelen bebekler, organları gelişmediği için birçok sağlık sorunu yaşıyor. Çocuk sahibi olmak isteyen ebeveynler mutlaka uzmanlara başvursunlar. Prematüre doğumlar önlendiğinde hem iş yükü azalır hem de daha sağlıklı bir neslin yetişmesine katkı sağlanır. Ebeveynler zamanında bizimle irtibata geçer, danışmanlık alırlarsa prematüre bebek doğumları azalır."