Sağlık Bakanlığı, kamuya ait yataklı hastanelerin, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatındaki mevcut “çok tehlikeli iş yeri”sınıfından çıkarılarak “tehlikeli iş yeri” sınıfına alınması için resmi başvuruda bulundu. Bakanlık, hastanelerin maden, inşaat veya tersane gibi sektörlerle aynı tehlike sınıfında değerlendirilmesinin hakkaniyetli olmadığını savundu.

Düşük Enerjili Kazalar Gerekçe Gösterildi

Başvuruda, 2024 SGK İş Kazası ve Meslek Hastalığı verilerine atıf yapılarak, sağlık hizmeti verilen iş yerlerinde iş kazası ve ölüm oranlarının diğer çok tehlikeli sınıftaki sektörlere göre daha düşük olduğu ifade edildi. Ayrıca hastanelerdeki kazaların büyük bölümünün düşme, kesici-delici yaralanmalar ve kas-iskelet zorlanmaları gibi daha az şiddetli kazalar olduğu belirtildi.

Savunma: Mevcut Uygulamalar Zaten Sıkı

Bakanlık gerekçesinde, sağlık hizmetlerinin uzun süredir enfeksiyon kontrolü, atık yönetimi, radyasyon güvenliği ve kalite standartları kapsamında yüksek düzenleme ve denetim altında yürütüldüğü vurgulandı. Bu nedenle, yeni iş sağlığı ve güvenliği düzenlemelerinin sağlığın mevcut uygulamalarına uyumlu olduğu da savunuldu.

Sürekli İşçiler İçin 2026 Ocak Ayı Ücret Uygulaması Açıklandı
Sürekli İşçiler İçin 2026 Ocak Ayı Ücret Uygulaması Açıklandı
İçeriği Görüntüle

Eleştiriler: Hak Kaybı Riski Vurgusu

Sağlık çalışanlarını temsil eden bazı dernekler ve iş güvenliği uzmanları, hastanelerin “çok tehlikeli” statüsünden çıkarılmasının iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinde zayıflamaya, koruyucu önlemlerin geri plana itilmesine ve çalışan haklarında kayıplara yol açabileceği uyarısında bulundu. Tartışmanın, çalışan sağlığı ve hasta güvenliği temelinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Yataklı–Yataksız Ayrımı Tartışma Konusu

Başvuruda ayrıca yataksız sağlık kuruluşlarıyla yataklı hastaneler arasındaki tehlike sınıfı farkına dikkat çekildi. Ağız ve diş sağlığı merkezlerinin “tehlikeli”, yataklı hastanelerin ise “çok tehlikeli” sınıfta yer almasının bilimsel bir dayanağı olmadığı görüşü dile getirildi.