Kadın–erkek istihdam dağılımına ilişkin veriler, sağlık sektörünün genel istihdam yapısından belirgin şekilde ayrıştığını gösteriyor.
TÜİK’in Eylül 2025 verilerine göre, Türkiye genelinde istihdamın yüzde 67’si erkek, yüzde 33’ü kadın çalışanlardan oluşuyor. Ancak sağlık sektöründe tablo tersine dönüyor. Bu alanda kadın istihdamı yüzde 57’ye yükselirken, erkeklerin oranı yüzde 43’te kalıyor.
Kadın Emeğine Dayalı Bir Sektör
Uzmanlar, ortaya çıkan verilerin sağlık sektörünün büyük ölçüde kadın emeğine dayalı bir yapı sergilediğini gösterdiğine dikkat çekiyor.
Özellikle hemşirelik, ebelik, hasta bakımı ve destek hizmetleri gibi alanlarda kadın çalışanların belirgin bir ağırlığa sahip olduğu vurgulanıyor.
Artan Sorumluluk, Bekleyen Haklar
Kadın sağlık çalışanlarının üstlendiği sorumluluk her geçen gün artarken, çalışma koşulları, teşvik mekanizmaları ve özlük haklarına ilişkin beklentiler ise gündemdeki yerini koruyor.
Uzmanlara göre, kadın çalışanların yoğun emeklerine rağmen hak ettikleri karşılığı yeterince alamamaları, sistem açısından sürdürülebilirlik riski oluşturuyor.
Kadın İstihdamı Sağlık Sisteminin Gücü
Sağlık sektöründe kadın istihdamının bu denli yüksek olması, sağlık sisteminin sürekliliği açısından önemli bir güç olarak değerlendiriliyor. Ancak bu gücün korunabilmesi için kadın emeğinin daha görünür kılınması ve adil şekilde karşılık bulması gerektiği vurgulanıyor.
Annelik ve Mesleki Sorumluluk Bir Arada
Kadın sağlık çalışanları, yalnızca mesleklerinin değil; aynı zamanda anneliğin, fedakârlığın ve toplumsal sorumluluğun yükünü de omuzlarında taşıyor.
Bu nedenle doğum izni, annelik izni ve süt izni gibi hakların birer ayrıcalık değil, insan onuruna yakışır çalışma hayatının vazgeçilmez unsurları olduğu ifade ediliyor.
Sosyal İzinler Verimliliği Artırıyor
Uzmanlar, kadın çalışanların biyolojik ve sosyal sorumluluklarının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Özel gün izinleri, sosyal izinler ve aileyi gözeten uygulamaların, iş barışını güçlendirdiği ve çalışan verimliliğini artırdığı belirtiliyor.
Sürdürülebilir Sağlık Sistemi İçin Destek Şart
Sağlık sisteminin omurgasını oluşturan kadın emek gücünün korunması için;
-
anneliği destekleyen,
-
aile yaşamını gözeten,
-
çalışma ve sosyal yaşam arasında denge kuran
izin politikalarının yaygınlaştırılması gerektiği dile getiriliyor.
Bir Lütuf Değil, Bir Gereklilik
Uzman değerlendirmelerinde, kadın çalışanlara tanınan bu hakların bir lütuf değil, sağlık hizmetinin sürdürülebilirliği ve toplumsal adaletin bir gereği olduğu özellikle vurgulanıyor.





