Diyarbakır’da sağlıkta etik ve hukuki tartışmaları yeniden alevlendiren bir yargılama süreci başladı. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde görev yapan öğretim üyesi Prof. Dr. B. V. Ü. hakkında, hastasından usulsüz şekilde para talep ettiği suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması ağır ceza mahkemesinde yapıldı.
"Ameliyata 15 Dakika Kala Para İstendi"
Duruşmada ifade veren davacı hasta B. Ö., operasyona alınmasına ramak kala kendisinden ödeme istendiğini öne sürdü. Hasta B. Ö., "Ameliyata 15 dakika kala para istendi. Parayı bir medikal firmaya ait hesaba gönderdik ve açıklama kısmına farklı bir ifade yazdırıldı" dedi. Operasyonun ardından enfeksiyon geliştiğini ve ameliyatın başarısız geçtiğini iddia eden hasta, şikayetçi olduğunu yineledi.
5 Yıl Hapis Talebi ve "Kamu Zararı"
Savunması Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanık profesörün hukuka aykırı şekilde menfaat temin etmeye çalıştığı belirtilerek 5 yıla kadar hapis cezası istendi. Suçlamaları kesin bir dille reddeden Prof. Dr. B. V. Ü. ise savunmasında, yapılan işlemin bir estetik operasyon olduğunu ve SGK kapsamında bulunmadığını söyledi. Profesör, oluşabilecek kamu zararını önlemek adına ücreti kendi cebinden karşıladığını ileri sürdü.
Hesabına Para Geçen Medikalciden "Borç" Savunması
Dava kapsamında ifadesi alınan medikal ürün satıcısı T. V. ise hesap hareketlerini farklı bir gerekçeyle savundu. Gönderilen paranın iddia edilen ameliyatla ilgisi olmadığını öne süren T. V., meblağın bir kuyumcu ticareti ve borç ilişkisine dayandığını iddia etti. Mahkeme heyeti, sanıklar hakkındaki adli kontrol ve yurt dışı çıkış yasağı kararlarını kaldırarak duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
🩺 Sağlık Personeliyiz Analizi
Sağlık sisteminin en büyük yaralarından biri olan ve halk arasında "bıçak parası" olarak bilinen irtikap/rüşvet iddiaları, ne yazık ki fedakarca çalışan yüz binlerce sağlık profesyonelinin emeğine gölge düşürmektedir. Dicle Üniversitesi Hastanesi’nde yaşanan bu olay yargıya taşınmış olup, suçluluğu kanıtlanana kadar herkesin masum olduğu ilkesini unutmamak gerekir. Ancak iddiaların odağında bir tıp profesörünün ve ameliyata girecek bir hastanın bulunması üzüntü vericidir.
Sağlık Personeliyiz ekibi olarak net bir duruş sergiliyoruz: Kamuda veya üniversite hastanelerinde vatandaşın anayasal hakkı olan sağlık hizmetine ulaşırken ek ücretlere zorlanması kabul edilemez. Eğer iddialar doğruysa, bu durum hem hekimlik meslek etiğine hem de kamu vicdanına ağır bir darbedir. Haklı ile haksızın ayırt edilmesi ve tıp dünyasının bu tarz şaibelerle anılmaması adına adli sürecin takipçisi olacağız.





