Sağlık alanında görev yapan 4B statüsündeki yüz binlerce sözleşmeli personelin çalışma hayatını, dinlenme hürriyetini ve mazeret izinlerini düzenleyen yeni mevzuata karşı yargı fitili ateşlendi. Sağlık Bakanlığı'nın 07.04.2026 tarihli ve E-11045126 sayılı yazısı ekinde yürürlüğe koyduğu "Sağlık Bakanlığı Sözleşmeli Personel İzin Yönergesi", içerdiği kısıtlayıcı hükümler nedeniyle sendika engeline takıldı. Genel Sağlık-İş Sendikası Hukuk Müşavirliği, yönerge üzerinde yaptığı detaylı incelemelerin ardından Anayasa’ya, Devlet Memurları Kanunu’na ve kazanılmış haklara aykırı bulduğu çok sayıda düzenlemenin iptali için Danıştay’da yürütmenin durdurulması talepli dava açtığını duyurdu.

Hafta Sonu Tatili Yıllık İzin sayıldı, Dinlenme Hakkı Gasp Edildi!

Sendika tarafından Danıştay’a taşınan maddelerin başında, yıllık izin kullanırken cumartesi ve pazar günlerinin de izin süresinden düşülmesini öngören 9. maddenin 7. fıkrası yer aldı. 657 sayılı DMK uyarınca hafta sonlarının yasal tatil günü olduğuna dikkat çeken sendika, bu günlerin iş günü gibi izinden eksiltilmesinin Anayasa'nın 50. maddesiyle güvence altına alınan "dinlenme hakkını" açıkça ihlal ettiğini savundu. Ayrıca izinli personelin nerede olduğunu bildirme zorunluluğu getiren fıkranın da "özel hayatın gizliliği ve seyahat hürriyetine" aykırı olduğu belirtildi.

"Yıllık İznini Kullanan Personeli Geri Çağırmak Keyfiyettir"

Dava dilekçesinde, yönergenin amirlere tanıdığı ucu açık yetkiler de sert bir dille eleştirildi. Yıllık izindeki sözleşmeli personelin "hizmete ihtiyaç duyulması" gerekçesiyle sözlü veya yazılı olarak göreve çağrılabilmesini ve 2 iş günü içinde dönmesini zorunlu kılan 10. maddenin 1. fıkrasının tamamen iptali istendi. Gerekçede, bu yetkinin tamamen muğlak ve keyfiliğe açık olduğu, sağlık çalışanlarının ailevi, sosyal ve seyahat planlarını tamamen hiçe saydığı vurgulandı.

Demirel'den Sert Tepki: "Bu Bir Ek Ödeme Değil, Emeği Yok Sayma Politikasıdır!"
Demirel'den Sert Tepki: "Bu Bir Ek Ödeme Değil, Emeği Yok Sayma Politikasıdır!"
İçeriği Görüntüle

Analık ve Yarı Zamanlı Çalışma Haklarında "Kanun" Dinlenmedi

Yeni yönergede, yakın tarihte yürürlüğe giren kanun değişikliklerinin de göz ardı edildiği ortaya çıktı. 7578 sayılı Kanun ile 657 sayılı DMK'da analık izni süreleri doğum sonrası 16, toplamda ise 24 haftaya çıkarılmasına rağmen, bakanlık yönergesinde eski süreler olan (8+8) 16 haftada diretilmesi dava konusu yapıldı. Bunun yanı sıra, sözleşmeli personelin günlük çalışma süresinin yarısı kadar çalışabilme (yarı zamanlı çalışma) hakkından tamamen mahrum bırakılmasının Anayasa'nın eşitlik ilkesine açık bir darbe olduğu ifade edildi.

Aile Hekimliği Çalışanlarına Ayrımcılık ve e-Rapor Dayatması

Dava konusu yapılan diğer maddeler ise sistemin işleyişindeki eksiklikleri gözler önüne serdi:

  • Eksik Refakat İzni: Refakat izninin sadece ağır hastalık veya kaza halleriyle sınırlandırılması, çocuklarını veya yaşlı anne-babalarını rutin hastane muayenelerine götürmek zorunda olan personelin mağdur edilmesi gerekçesiyle yargıya taşındı.

  • e-Rapor Zorunluluğu: Teknik altyapı sorunlarında veya sisteme entegre olmayan kurumlardan alınan meşru raporların reddedilme riskine karşı, sadece e-Rapor formatının şart koşulması protesto edildi.

  • Aile Hekimliği Muafiyeti: Evlat edinme, mazeret ve refakat izinlerinde aile hekimleri ile aile sağlığı çalışanlarının kapsam dışı bırakılmasının, aynı kamu hizmetini yürüten personeller arasında haksız bir hiyerarşi ve ayrımcılık yarattığı belirtildi.


🩺 Sağlık Personeliyiz Analizi

Sağlık Bakanlığı'nın 7 Nisan 2026 tarihinde yayımladığı Sözleşmeli Personel İzin Yönergesi, sahada zaten 4B prangasıyla, kadrosuzlukla ve özlük haklarındaki adaletsizliklerle boğuşan yüz binlerce sağlık personeli emekçisine reva görülen bürokratik bakış açısının acı bir yansımasıdır. Genel Sağlık-İş Sendikası’nın bu yönergeye karşı Danıştay’da açtığı geniş kapsamlı iptal davasını, Sağlık Personeliyiz ekibi olarak sonuna kadar haklı buluyor ve destekliyoruz.

Bakanlığın mantığına göre; sözleşmeli personel yıllık izin aldığında, Anayasal hakkı olan hafta sonu tatili yok sayılıyor. İzne ayrıldığında adeta bir suçlu gibi nereye gittiğini, telefonunu, adresini beyan etmek zorunda bırakılıyor. Daha da vahimi, binbir güçlükle çıktığı, parasını ödediği tatilinden, bir amirin iki dudağı arasından çıkacak "sözlü" bir talimatla 2 gün içinde dönmeye zorlanıyor. Bu düzenlemelerin adı "izin yönergesi" olamaz.

Meclis'te kanun değişiyor, analık izinleri uzatılıyor; ancak Sağlık Bakanlığı kendi bürokrasisinde bu kanunu sözleşmeli personeline uygulamaktan imtina ediyor. ASM'lerde görev yapan aile sağlığı çalışanlarını mazeret ve refakat izninden mahrum bırakmak, hastanede nöbet tutan ebeyi, hemşireyi yarım gün çalışma hakkından uzaklaştırmak çalışma barışını kökten yok etmektedir. Sağlık çalışanları robot değildir; onların da dinlenmeye, aile kurmaya, seyahat etmeye ve hastalandığında e-Rapor kesintisi stresi yaşamadan dinlenmeye hakkı vardır. Danıştay’ın, idarenin bu yönergesine karşı en kısa sürede "yürütmeyi durdurma" kararı vererek sahadaki bu büyük yanlışa "dur" demesini bekliyoruz. Hukuki sürecin yakın takipçisiyiz.


Kaynak: Genel Sağlık-İş